Kalp
Rahatsızlığı Nedeniyle Hastanelere Başvuran Kişilerin
Üçte Birinin Nedeni Psikolojik Kökenlidir.

Çoğu insan kalbinde sıkışma, çarpıntı hissettiğinde kendisinde
bir kalp hastalığı olduğu düşüncesiyle hastanelere
başvurmaktadır. Oysa gerçekte bu kişilerin önemli bir kısmında
şikayetlerin nedeni psikolojik kökenlidir. Ancak hastalar
genellikle bu durumun farkında değildirler. Çoğu kez doktor
doktor dolaşır, kendilerinde bir kalp hastalığı olmadığı uzman
hekimler tarafından söylenmesine rağmen tatmin olmazlar.
Peki bu şikayetler neden olmaktadır?
Günlük yaşantımızda stres oluşturan bir çok olaylar yaşarız.
Sevinç, korku, endişe, hüzün gibi duyguların yaşanması
sırasında kalbimizde çarpıntı, ağrı, sıkışma şikayetleri olur.
Durup dururken meydana gelen bu şikayetler çoğunlukla kişiye
bir panik hali yaşatır. Kalbim duracak, kalp krizi
geçireceğim, ölüyorum, boğuluyorum gibi kişiye korku ve panik
yaşatan düşünceler oluşur. Kişi bunların bu durumlarla
ilişkili olduğunu bilmediğinden büyük bir korku ile doktorlara
hatta hastanelerin acil servislerine başvurur. Ancak yapılan
muayene ve incelemeler sonucu kalp ile ilgili bir organik
hastalık tespit edilemez. Hastaya önemli bir şeyi olmadığı
söylenerek evine yollanır.
Hastalar
kalbinde bir şey yok, turp gibisin gibi açıklamalara rağmen
neden hala doktor aramaya devam eder?
Hasta kendi yaşadığı şikayetlerin verdiği rahatsızlığı
bildiğinden doktorun yaptığı bir şeyin yok açıklamalarını
tatmin edici bulmaz. Bu açıklama kişide yaşamış olduğu
sıkıntının anlaşılamadığı, doktorun ona teşhis koyamadığı
düşüncesini doğurur. Hasta bu düşünceden hareketle kendisine
doğru teşhis koyacak, derdine derman olacak yeni tedavi
arayışlarına devam eder.
Sorunun psikolojik kökenli olması ne demektir?
Bazı insanlar şikayetlerinin psikolojik ya da ruhsal olduğu
açıklamasını ciddiye alınmadıkları ya da bu şikayetleri
uydurdukları şeklinde anlarlar. Oysa hastalığın psikolojik
olması demek şikayetlerine neden olan durumun kalp ya da her
hangi bir organ hastalığından değil; ruhsal kökenli olması
demektir. Hasta gerçekten bu şikayetleri şiddetli derecede
hissetmekte ve büyük bir panik yaşamaktadır. Bu nedenle
yapılan tetkiklerin ve muayenelerin sonucunun normal olduğu
açıklaması hastada anlaşılmadığı duygusu yaratacaktır.
Psikolojik kökenli belirtiler nasıl olur?
Genellikle aniden kalpte bir ağrı hissi, çarpıntı, nefes
daralması, ateş basması, uyuşma, boğulacakmış gibi olma,
kontrolünü kaybetme ya da delirme korkusu, ölüm korkusu gibi
kişiyi rahatsız eden belirtilerle başlar. Bu belirtiler birkaç
saniye ile 5-10 dakika kadar sürer ve azalarak geçer.
Beklenmedik bir anda gelebilecek yeni ataklar hastayı tehdit
eder, sosyal ve mesleki işlevselliğini bozar. Bu hastalarda
yapılan tetkik ve muayeneler sonucunda herhangi bir organ
hastalığı görülmez. Bu hastalar genellikle genç kişilerdir
ancak yaşlılarda da olabilir. Hastalanacak korkusuyla tek
başına kalamaz, seyahat etmekten kaçınır, işini yapmakta ciddi
sorunlar yaşar. Yanlarında biri olduğunda onu güvence olarak
görüp kendilerini güvende hissederler.
Bu kişiler ne yapmalı, nasıl tedavi edilmeli?
Yapılan
muayene ve tetkikler sonucunda kalbinde bir hastalık olmayan
hastaya bu sorunun psikolojik kökenli olabileceği
belirtilerek psikiyatrik açıdan değerlendirme önerilmelidir.
Bu hastalar bir psikiyatriste başvurarak ruhsal açıdan
incelenmelidir. Ruhsal açıdan yeterli bir incelemeden sonra
ilaç ya da uygun bir terapi yöntemi ile tedavi edilirler.